Terms Meanings Meanings2 Meanings3
love sevmek [f.] sevda [i.] aşk [i.]
lunch öğle yemeği [i.] öğle yemeği yemek [f.] tümsek [i.]
machine makine [i.] makine ile yapmak veya şekil
vermek [f.] makine ile yapmak [f.]
magazine fişek haznesi [i.] dergi [i.] mecmua [i.]
main esas [i.] ana [s.] baş [s.]
make yapmak [f.] made - made [f.] katetmek [f.]
man insan [i.] adam [i.] erkek [i.]
many birçok [s.] çok [zf.] çoğu [i.]
map harita [i.] planlamak [f.] saptamak [f.]
March yürüyüş yapmak (topluca) [f.] yürüyüş (topluca) [i.] mart ayı [i.]
market çarşı [i.] pazar [i.] piyasa [i.]
married evli [s.] evliliğe/evlilere özgü [s.] başı bağlı [s.]
match eşleştirmek [f.] eşlemek [f.] eş [i.]
May mayıs ayı [i.] mayıs [i.] mümkün olmak [f.]
maybe belki [ünl.] belki [zf.] belki de [bağ.]
me ben [zm.] mi [i.] beni [zm.]
meal öğün [i.] yemek [i.] sofra [i.]
mean demek istemek [f.] kastetmek [f.] anlamına gelmek [f.]
meaning mana [i.] meal [i.] anlam [s.]
meat et [i.] yenecek et [i.] öz [i.]
meet karşılaşmak [f.] buluşmak [f.] görüşme yapmak [f.]
meeting toplantı [i.] buluşma [i.] miting [i.]
member üye [i.] organ [i.] mensup [i.]
menu menü [i.] mönü [i.] bir restoranda mevcut yiyecek ve
içeceklerin listesi [i.]
message ileti [i.] mesaj [i.] resmi bildiri [i.]
metre metre [i.] saat ile ölçmek [f.] vezin [i.]
midnight geceyarısı [i.] gece yarısı [i.]
mile mil [i.] mil uzaklık ölçü birimi 1609 m [i.] mil
milk süt [i.] süt vermek (inek) [f.] faydalanmak [f.]
million milyon [i.]
minute dakika [i.] zabıt tutmak [f.] tutanak tutmak [f.]
miss ıska geçmek [f.] özlemek [f.] kaçırmak [f.]
mistake yanılgı [i.] hata [i.] yanlış [i.]
model model [i.] manken [i.] modellik etmek [f.]
modern çağdaş [s.] modern [s.] modern kimse [i.]
moment an [i.] önem [i.] cevher [i.]
Monday pazartesi [i.]
money para [i.] para kırmak [f.] patpat [i.]
month ay [i.] ay [i.] yılın on iki bölümünden her biri
more daha fazla [s.] daha [zf.] fazla şey [i.]
morning sabah [s.] sabah vakti [i.] başlama [i.]
most en [s.] en çok [s.] en fazlası [i.]
mother ana [i.] anne [i.] anne gibi davranmak [f.]
mountain dağ [i.] yığın [i.] cebel [i.]
mouse fare [i.] fare avlamak [f.] fare tutmak [f.]
mouth ağız [i.] tane tane söylemek [f.] dudaklarını oynatarak konuşur gibi yapmak [f.]
move kımıldamak [f.] kıpırdamak [f.] hareket etmek [f.]
movie film (sinemada gösterilen) [i.] sinema [i.] film [i.]