Terms Meanings Meanings2 Meanings3
have sahip olmak [f.] had - had [f.] elinde tutmak [f.]
have to mecburiyetinde kalmak [f.] gerekmek [f.] mecbur olmak [f.]
he eril o [zm.] o [zm.] kendileri [zm.]
head kelle [i.] kafa [i.] baş [i.]
health sıhhat [i.] sağlık [i.] afiyet [i.]
healthy sıhhatli [s.] sağlıklı [s.] sağlığa yararlı [s.]
hear duymak [f.] işitmek [f.] heard - heard [f.]
hello merhaba [ünl.] merhaba [ünl.] selam [ünl.]
help yardım etmek [f.] yardım [i.] muavenet etmek [f.]
her ona [zm.] dişil onu [zm.] ondan [zm.]
here burada [zf.] buraya [zf.] burda [zf.]
hey selam
hi merhaba [ünl.] selam [ünl.] merhabalar
high yüksek [s.] direnmek [f.] öfkelenmek [f.]
him ona [zm.] onu [zm.] (erkek) onu [zm.]
his eril onunki [zm.] onun [zm.] onunki [zm.]
history geçmiş [i.] tarih [i.] kayıtlar [i.]
hobby hobi [i.] şahin [i.] merak [i.]
holiday bayram [i.] tatil [i.] tatil yapmak [f.]
home ev [i.] yerleştirmek [f.] yuvasına dönmek [f.]
homework ödev [i.] ev ödevi [i.] ödev [i.]
hope ummak [f.] umut etmek [f.] ümit etmek [f.]
horse beygir [i.] at [i.] oynamak [f.]
hospital hastane [i.] darüşşifa [i.] darülaceze [i.]
hot kızgın [s.] ateşli [s.] acı [s.]
hotel otel [i.]
hour saat [i.] vakit [i.] zaman [i.]
house ev [i.] konut [i.] kendi evine almak [f.]
how nasıl [zf.] yapma yöntemi [i.] yapma tarzı [i.]
however bununla birlikte [zf.] yine de [bağ.] her nasılsa [zf.]
hundred yüz [s.] yüzlük [i.] yüz sayısı, 100 [i.]
hungry acıkmış [s.] aç [s.] istekli [s.]
husband koca [i.] eş [i.] idareli kullanmak [f.]
I ben [zm.] ingiliz alfabesinin dokuzuncu harfi
[i.]
romen rakamları dizisinde 1 sayısı
[i.]
Internet internet [i.] ağlararası ağ sanaldalyan
ice buz [i.] öldürmek [f.] buzda soğutmak [f.]
ice cream dondurma [i.] dondurma
idea fikir [i.] düşünce [i.] sanı [i.]
if eğer [bağ.] belirsizlik [i.] şart [i.]
imagine hayal etmek [f.] sanmak [f.] kafasında canlandırmak [f.]
important mühim [s.] önemli [s.] gururlu [s.]
improve geliştirmek [f.] gelişmek [f.] ilerletmek [f.]
in içeri [zf.] içinde [ed.] iç [i.]
include katmak [f.] içermek [f.] kapsamak [f.]
information bilgi [i.] ilmi vukuf [i.] iddia [i.]
interest ilgilendirmek [f.] çıkar [i.] faiz [i.]
interested alakalı [s.] ilgili [s.] hissedar [i.]
interesting ilginç [s.] ilgi çekici [s.] ilgilenme [i.]
interview görüşmek [f.] görüşme [i.] mülakat [i.]
into içine [ed.] şekline [ed.] biçimine [ed.]