Terms Meanings Meanings2 Meanings3
food besin [i.] yiyecek [i.] gıda [i.]
foot ayak [i.] hesaplamak [f.] çıkarmak [f.]
football futbol [i.] futbol topu [i.] amerikan futbolu [i.]
for için [ed.] yönünden [ed.] zarfında [ed.]
forget unutmak [f.] forgot - forgotten/forgot [f.] ihmal etmek [f.]
form biçimlendirmek [f.] şekillendirmek [f.] oluşturmak [f.]
forty kırk sayısı (40) [i.] kırk [i.] 40 [i.]
four dört [i.] kare [i.] dört rakamı 4 [i.]
fourteen on dört sayısı [i.] XIV [i.] on dört [i.]
fourth dörtte bir [s.] dördü [s.] dördüncü [s.]
free bağımsız [s.] beleş [s.] muaf [s.]
Friday cuma [i.] cuma günü [i.]
friend ahbap [i.] arkadaş [i.] dost [i.]
friendly arkadaş canlısı [s.] arkadaşça [s.] cana yakın [s.]
from itibaren [ed.] -den beri [ed.] -den [ed.]
front yönelmek [f.] ön [i.] cephe [i.]
fruit meyve vermek [f.] meyve [i.] meyvelenmek [f.]
full tok [s.] tam [s.] dolu [s.]
fun eğlence [i.] eğlenme [i.] şaka etmek [f.]
funny komik [s.] gırgır [s.] güldürücü [s.]
future istikbal [i.] gelecek [i.] gelecek zaman [i.]
game oyun [i.] kumar oynamak [f.] maç [i.]
garden bahçe [i.] çiçeklerle uğraşmak [f.] bahçede çalışmak [f.]
geography coğrafya [i.] coğrafya coğrafya
get elde etmek [f.] almak [f.] kazanmak [f.]
girl kız [i.] kız arkadaş [i.] kız [i.]
girlfriend kız arkadaş [i.] manita [i.] flört [i.]
give vermek [f.] gave - given [f.] bahşetmek [f.]
glass kadeh [i.] bardak [i.] cam [i.]
go hareket etmek [f.] gitmek [f.] went - gone [f.]
good güzel [s.] hayırlı [s.] iyi [s.]
goodbye güle güle [i.] hoşçakal [i.] elveda [i.]
grandfather dede [i.] büyükbaba [i.] cet [i.]
grandmother babaanne [i.] anneanne [i.] nine [i.]
grandparent büyükbaba [i.] büyük ebeveyn [i.] büyükbaba veya büyükanne [i.]
great mükemmel [s.] müthiş [s.] harika [s.]
green yeşil [s.] yeşermek [f.] yeşile boyamak [f.]
grey ağartmak [f.] ağarmak [f.] gri [i.]
group grup [i.] gruplandırmak [f.] toplanmak [f.]
grow yetişmek [f.] büyümek [f.] grew - grown [f.]
guess tahmin etmek [f.] tahmin [i.] sanmak [f.]
guitar gitarist [i.] kitara [i.] gitar [i.]
gym spor salonu [i.] jimnastik [i.] beden eğitimi [i.]
hair tüy [i.] kıl [i.] saç [i.]
half yarım [s.] yarı [s.] devre [i.]
hand el [i.] yakalamak [f.] uzatmak [f.]
happen meydana gelmek [f.] olmak [f.] başından geçmek [f.]
happy sevinçli [s.] mutlu [s.] çakırkeyif [s.]
hard çetin [s.] sert [s.] zahmetli [s.]
hat şapka [i.] şapka [i.] başlık [i.]
hate nefret etmek [f.] nefret [i.] kin beslemek [f.]