Terms Meanings Meanings2 Meanings3
description tasvir [i.] betimleme [i.] tarif [i.]
design dizayn etmek [f.] tasarlamak [f.] tasarım [i.]
desk çalışma masası [i.] okul sırası [i.] kürsü [i.]
detail detay [i.] ayrıntı [i.] ayrıntılı anlatmak [f.]
dialogue diyalog [i.] karşılıklı konuşma [i.] konuşma [i.]
dictionary sözlük [i.] ansiklopedik sözlük [i.] kamus
die ölmek [f.] çenesi atmak [f.] kandilin yağı tükenmek [f.]
diet diyet [i.] perhiz [i.] perhiz vermek [f.]
difference ayrım [i.] fark [i.] dava [i.]
different farklı [s.] değişik [s.] başka [s.]
difficult çetin [s.] zor [s.] zorlu [s.]
dinner akşam yemeği [i.] yemek [i.] günün esas yemeği [i.]
dirty pisletmek [f.] pis [s.] kirli [s.]
discuss görüşmek [f.] tartışmak [f.] müzakere etmek [f.]
dish tabak [i.] mahvetmek [f.] oymak [f.]
do etmek [f.] yapmak [f.] did - done [f.]
doctor doktor [i.] değiştirmek (kötü bir amaçla) [f.] tahrif etmek [f.]
dog it [i.] köpek [i.] bozulmak [f.]
dollar amerikan parası [i.] dolar [i.] dolar
door kapı [i.] kapı [i.] eşik [i.]
down aşağıya doğru [zf.] aşağı [ed.] alaşağı etmek [f.]
downstairs aşağı katta [i.] altkat [i.] alt kat [i.]
draw karalamak [f.] çekmek [f.] çizmek [f.]
dress giyinmek [f.] giymek [f.] giysi [i.]
drink içmek [f.] içki [i.] drank - drunk [f.]
drive sürmek [f.] araba sürmek [f.] dürtü [i.]
driver sürücü [i.] şoför [i.] makinist [i.]
during zarfında [zf.] süresince [ed.] sırasında [ed.]
DVD dvd [i.]
each her biri [zm.] herbir [s.] beher [s.]
ear kulak [i.] başaklanmak [f.] kulak [i.]
early erken [s.] ilkel [s.] erken [s.]
east doğu [i.] doğudaki bölüm [i.] gündoğusu [i.]
easy rahat [s.] kolay [s.] basit [s.]
eat yemek yemek [f.] yemek [f.] ate - eaten [f.]
egg yumurta [i.] teşvik etmek [f.] tahrik etmek [f.]
eight sekiz [i.] ambar [i.] sekiz rakamı (8, VIII) [i.]
eighteen onsekiz [i.] onsekiz sayısı (18, XVIII) [i.] on sekiz [i.]
eighty seksen [i.] seksen sayısı (80) [i.] 80 [i.]
elephant fil [i.]
eleven onbir [i.] on bir sayısı (11, XI) [i.] on bir [i.]
else başka [s.] başka türlü [s.] daha [s.]
email email göndermek [f.] eposta elektronik posta
end sona ermek [f.] son vermek [f.] son bulmak [f.]
enjoy tadını çıkarmak [f.] zevk almak [f.] anlamak [f.]
enough kafi [s.] yeterli [s.] yeter [s.]
euro euro [i.] avro [i.]
even düzgün [s.] düz [s.] pürüzsüz [s.]
evening akşam [s.] akşam [i.] son evreler [i.]
event olay [i.] aksiyon [i.] yarışma [i.]
ever durmadan [zf.] her zaman [zf.] daima [zf.]