Terms Meanings Meanings2 Meanings3
baby yavru [i.] bebek [i.] şımartmak [f.]
back art [i.] arkalık [i.] sırt [i.]
bad kötü [s.] fena [s.] bozuk [s.]
bag poşet [i.] torba [i.] çanta [i.]
ball balo [i.] yumak [i.] bilye [i.]
banana muz [i.]
band bant [i.] bando [i.] şerit [i.]
bank banka [i.] önlemek [f.] kümelenmek [f.]
bath yıkanmak [f.] banyo [i.] banyo yapmak [f.]
bathroom tuvalet [i.] banyo [i.] banyo odası [i.]
be bulunmak [f.] olmak [f.] var olmak [f.]
beach sahil [i.] kumsal [i.] plaj [i.]
beautiful güzel [s.] tatlı [s.] ahım şahım [s.]
because çünkü [bağ.] -dığı için [bağ.] zira [bağ.]
become haline gelmek [f.] olmak [f.] dönüşmek [f.]
bed yatak [i.] gömmek [f.] oturtmak [f.]
bedroom yatak odası [i.] yatak odası şebistan
beer bira [i.] arpasuyu ingiltere'de yerleşim yeri
before evvel [ed.] önce [ed.] daha önce [zf.]
begin başlatmak [f.] başlamak [f.] began - begun [f.]
beginning başlangıç [i.] baş [s.] ilk adım [i.]
behind ardındaki [s.] arkaya [zf.] geriye [zf.]
believe inanmak [f.] inanmak [f.] kanmak [f.]
below alttaki [s.] aşağıdaki [s.] altta [zf.]
best en iyi [s.] geçmek [f.] baskın çıkmak [f.]
better daha iyi [s.] iyileştirmek [f.] ıslah etmek [f.]
between arasında [zf.] arasına [zf.] ortada [zf.]
bicycle bisiklet [i.] bisiklet kullanarak gitmek [f.] bisikletle gezmek [f.]
big iri [s.] büyük [s.] kapı gibi [s.]
bike bisiklete binmek [f.] bisiklet [i.] bisiklet sürmek [f.]
bill senet [i.] fatura [i.] ilan etmek [f.]
bird kuş [i.] manita [i.] kus [i.]
birthday yaş günü [i.] doğum günü [i.]
black siyahi [s.] kara [s.] siyah [s.]
blog web günlüğü internet günlüğü
internet kullanıcılarının kendi
istedikleri şeyleri yazdıkları ve
bunları diğer kullanıcılarla
paylaştıkları günlük benzeri
platform
blonde sarışın [s.] sarışın kız [i.] sarı [i.]
blue mavi [s.] çarçur etmek [f.] har vurup harman savurmak [f.]
boat tekne [i.] bot [i.] kayık [i.]
body ceset [i.] gövde [i.] vücut [i.]
book ayırtmak [f.] kitap [i.] deftere işlemek [f.]
boot bot [i.] çizme [i.] kovmak [f.]
bored sıkılmış [s.] delinmiş [s.] bıkkın [s.]
boring bıktırıcı [s.] bıktıran [s.] sıkıcı [s.]
born doğan [s.] doğuştan [s.] doğmuş [s.]
both her ikisi de [s.] her iki [s.] her ikisi (de) [s.]
bottle şişe [i.] susturmak [f.] şişelemek [f.]
box kutu [i.]